sikis, sex izle, hd porno, porno izle, mobil porno, hd porno, erotik film, turkce porno, sikis izle, izmir escort, gaziantep escort, izmir escort, porno
Hz. Mûsâ (a.s) ile Hz. Hızır (a.s)’in Arasında Geçen Olay | Korkma.net | Korku Videoları | Paranormal | Cinler | Korkunç Videolar | Korku | Ruhlar
paykasa bozdurma paykasa bozum astropay bozdurma
Anasayfa » Yaşanmış Olaylar » Hz. Mûsâ (a.s) ile Hz. Hızır (a.s)’in Arasında Geçen Olay

Hz. Mûsâ (a.s) ile Hz. Hızır (a.s)’in Arasında Geçen Olay

Bu kıssa, Hz. Mûsâ (a.s) ile Hz. Hızır (a.s) arasında gayb ve garip gibi görünen haberlere dair geçmiş bir kıssadır….

Yüce Allah, gayb ve garip gibi görünen haberleri bu salih kula yani Hz. Hızır’a bildirmiştir. Fakat Ulu’1-azm peygam­berlerinden biri olan Hz. Mûsâ (a.s), gayb ve garip gibi görü­nen haberleri tanıyıp anlayamamıştır…

Bazen Şam Yüce Allah’ın yarattığı birisinde, önemli işler olabilir. Çünkü bazen ikinci derecede olan, birinci derecede olanın bilmediği şeyi bilebilir…

Bu kıssalar; geminin delinmesi olayı, çocuğun öldürülmesi olayı ve yıkılan duvarın yapılması olayıdır.

Bu kıssaların hepsi, Kur’an ile sünnette açıklanmış haber­lerden ve normalde garip gibi görünen işlerdendir.

Resulullah (s.a.v.) gözetici ve faydalı üslubuyla, Hz. Mûsâ (a.s) ile Hz. Hızır (a.s) arasında geçen kıssayı bize haber ver­miştir.

Buhârî ile Müslim, Übey b. Ka’b yoluyla Resulullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu nakletmişlerdir:

“Mûsâ, İsrail oğullan içinde bir gün hutbe anlatmaya kalk­tığı sırada kendisine:

– “İnsanların bilgi yönünden en bilgilisi hangisidir?” diye sordular. Musa’da:

– “Benim” dedi.

Mûsâ, bu konudaki bilgiyi Allah’a havale etmedi. Bundan dolayı da Allah, onu, (böyle cevap vermesinden ötürü) kınamış ve ona:

– “İki denizin bitiştiği yerde benim bir kulum vardır ki o, (bilgi yönünden) senden daha bilgilidir” diye vahyetti. Mû­sâ’da, Allah’a:

– “Ya Rab! Ben onunla nasıl buluşabilirim?” diye sordu. Allah:

– “Bir balık al ve onu içerisinde su bulunan bir kovanın i-çine koy. Onu yanında taşı. Onu nerede kaybedersen, işte o kulum orada (demek)tir” buyurdu.

(Bunun üzerine Mûsâ, bir balık alıp kovanın içine koydu ve yanındaki genç arkadaşına[89]

– “Balığı nerede kaybedersen, onu bana haber ver” diye tembih etti.)

Mûsâ, beraberinde genç bir arkadaşı olduğu halde yola koyuldu. İki denizin bitiştiği yerde bulunan büyük bir kaya parçasının yanma varıp orada başlarını yere koyup uyudular. Kovanın içindeki balık, kımıldayarak kovadan sıçrayıp denize düştü. Fakat Allah, balık için denizin akışını tuttu ve denizin yüzeyinde bir halka oluşturup balığın ondan gizli bir yol bula­rak denizin içerisine doğru girmesini sağladı.

Genç uyandığında balığın denizin içine düştüğünü gördü. -paha sonra uyanan Musa’ya haber vermeyi unuttu. Sonra ikisi de, o günün geri kalanı ve bütün gece boyunca yürüdüler. Er­tesi gün olduğunda, Mûsâ, genç arkadaşına:

– ‘Kuşluk yemeğimizi bize getir (de yiyelim). Doğrusu bu yolculuğumuzdan epey bir yorgunluk çektik’ (Kehf: 18/62) de­di.

Halbuki Mûsâ, Allah tarafından kendisine emir olunan ye­rin ötesine geçmedikçe yorgunluk duymamıştı. Genç arkadaşı, Musa’ya:

– Gördün mü? Kayaya sığındığımız vakit balığı (n denize düştüğünü sana haber vermeyi) unuttum. Onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu. (Doğrusu balık) şaşılacak şekil­de denizin içinde yolunu tut(up git)ti’ (Kehf: 18/63) dedi.

Balığın şaşılacak bir şekilde denizin içinde yolunu tutup gitmesi Musa’yı ve genç arkadaşını şaşkına çevirmişti. Mûsâ:

– “İşte aradığımız (yer) orasıdır (Kehf: 18/64) dedi.

Tekrar izlerini takip ederek geldikleri yere geri döndüler. Büyük kaya parçasının yanma vardıklarında, bir elbiseye bü­rünmüş (ve elbisenin bir tarafını ayaklarının altına, bir tarafını da başının altına sermiş ve arkasının üzerine dümdüz yatmış olan) Hızır’ı gördüler. Mûsâ, ona selam verdi. Hızır’ da:

– (Kimsenin bulunmadığı) bu yerde (Allah’ın) selamı ha! Kimsin sen?’ diye sordu. Musa’da:

– Ben, (Allah’ın sana gönderdiği) Musa’yım!’ dedi. Hızır:

– İsrail oğullarının Musa’sı mısın?’ diye sordu. Mûsâ:

– Evet! (İsrail oğullarının Mûsâ’sıyım. Sende bir ilim bu­lunduğu bana haber verildi.) Sana öğretilen rüşdü[90] bana öğ­retmen için sana geldim’ dedi. Hızır:

– Sen benimle (beraber bulunmaya) sabredemezsin’ (Kehf: 18/67) dedi. Çünkü Ey Mûsâ! Ben, Allah’ın kendi il­minden bana öğrettiği öyle bir ilme sahibim ki, sen, onu bile­mezsin. Sen ise, Allah’ın kendi ilminden sana öğrettiği öyle bir ilim vardır ki, onu da, ben bilemem’ dedi. Mûsâ:

– inşallah’ sen, benim, sabrettiğimi göreceksin. Senin (yaptığın) iş (lere) de karşı gelmem’ (Kehf: 18/69) dedi. Hızır, Musa’ya:

– Eğer bana uyarsan, sana bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma’ (Kehf: 18/70) dedi.

Bunun üzerine sahile doğru yürüyüp gittiler. Sahilde bir gemiye rastladılar. Kendilerini gemiye almaları için, gemi sa­hipleriyle konuştular. Gemi sahipleri, Hızır’ı tanıdılar. Hızır ile Musa’yı, ücretsiz olarak gemiye aldılar. Bunun üzerine Hızır ile Mûsâ, gemiye bindiler. Hızır, Musa’nın beklemediği bir anda ansızın ayağıyla geminin bir tahtasını söktü. Mûsâ, Hı­zır’a:

– Bunlar, bizi, ücretsiz olarak gemiye alan bir topluluk. Sen ise onların gemisini delmeye çalışıp batırmak istiyorsun. (Yoksa sen,) ‘gemi halkını boğmak için mi deldin? Gerçekten sen, (zararı) büyük bir iş yaptın’ (Kehf: 18/71) dedi.

Resulullah (s.a.v.) sözüne devamla şöyle dedi: “Musa’nın, Hızır’a karşı bu ilk. davranışı, bir dalgınlık ve unutkanlık eseri idi…

O sırada bir serçe, geminin kenarına konup denizden bir yudum su almıştı.

– Hızır, Musa’ya:

ü ‘Senin ilmin ve benim ilmim, Allah’ın ilminin yanında, şu serçenin (gagasıyla) denizden aldığı bir yudum su kadar!’ dedi.

Daha sonra gemiden çıktılar. Deniz sahilinde yürüyüp git­tikleri sırada başka çocuklarla oynayan bir oğlan çocuğu gör­düler. Hızır, hemen oğlanın başını tutup koparmak suretiyle onu Öldürdü. Mûsâ, Hızır’a:

– ‘Tertemiz bir canı, hiç bir kimseyi öldürmediği halde kat­lettin ha!’ (Kehf: 18/74) dedi. Hızır’da, Musa’ya:

– ‘Ben,, sana, benimle beraberliğe sabredemedin, deme­dim mi?’ (Kehf: 18/75) dedi.

Süfyan derki: ‘Bu, birinci tepkisinden daha ağır idi.’ Mûsâ, Hızır’a:

– ‘Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, artık bana arkadaşlık etme. Hakikaten benim tarafımdan son Özre ulaştın’ (Kehf: 18/76) dedi.

Bunun üzerine (yine yola koyulup) gittiler. ‘Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Köy halkı ise, onları, misafir etmekten kaçındılar. Bu arada, orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar.’ (Kehf: 18/77) Hızır, eliyle onu doğrulttu. Mûsâ, Hızır’a:

– ‘Bunlar, yanlarına geldiğimiz halde bizi misafir etmeyen ve bize yemek vermeyen bir topluluk. İsteseydin elbette bu yap­tığın iş karşılığında bir ücret alırdın’ (Kehf: 18/77) dedi. Hı­zır’da, Musa’ya:

– ‘İşte bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sa­na, hakkında sabredemediğin şeylerin iç yüzünü haber verece­ğim’ (Kehf: 18/78) dedi.

Resulullah (s.a.v.) devamla: ‘Allah, Musa’ya rahmet etsin. İsterdim ki, o, sabretseydi. Bu sayede Allah, bize, ikisi arasın­da geçen işleri haber verirdi!!’ buyurdu.”

Hakkında Admin

"İnsan bilmediği şeyden korkar" sloganıyla 2012 yılında yayın hayatına başlayan "korkma.net" gerçekçi ve özgün içerikleri ile siz değerli takipçilerimizin ilgi odağı olmayı başarmış ve araştırmacı bir ruhla her geçen gün yeni konular üzerine detaylı ve iddialı çalışmalarla birçok bilinmeyene ışık tutmaya devam etmeyi amaçlamaktadır.

İlginizi Çekebilir

osmanlı dönemi cadı olayları

Osmanlı Dönemi Cadı Olayları

Osmanlı Dönemi Cadı Olayları ve Ebussuud Efendi’nin Bu Konudaki Fetvaları Nedir?

1 Yorum

  1. süper bir site

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
canlı bahis siteleri